Esad ordusunda görevli pilot Albay Ahmet Hamadi, “Benden halkımı bombalamam isteniyor. Bunu asla yapmayacağım” diyerek bomba yüklü uçakla Ürdün’e kaçtı.

Pilot Albay Hasan el-Hamadi, tarihe geçen eyleminin ardından ilk kez Türkiye gazetesine konuştu ve olağanüstü kaçış öyküsünü anlattı.

Suriye’de ilk sokak olaylarının başladığı günlerde tüm kışlalara gönderilen emirler “Göstericilerin terörist olduğu ve ezilmeleri gerektiği yönündeydi” diyen Suriyeli pilot Hasan Hamadi, kaçma kararı ve uygulama safhasını şu cümlelerle anlattı:

“İlk protestolar başladığında Şam-Suveyda bölgesinde bulunan Hılıklı Askerî Üssünde görevliydim. Filo komutanıydım, aynı zamanda araştırma merkezinde görevim vardı. Olaylar başlamış ve aradan bir sene geçmişti. Suriye’nin etkili istihbarat birimlerinden Hava Ceviyye (Hava İstihbarat), bombardıman amaçlı özel timler kurmaya başladı.

ÖNCE NUSAYRİ PİLOTLAR

O aşamada Sünni pilotlardan ziyade Nusayri pilotlara öncelik veriliyordu. Bazen Sünni pilotlara da acil uçuş ve bombardıman emri verildiği oluyordu. Aynı dönem İran çok yoğun bir biçimde Suriye’ye İHA göndermeye başladı. Bununla birlikte İran’dan her alanda tecrübeli uzmanlar geldi ve kritik merkezlere yerleştirildi. Hiç unutmuyorum, 2012’de Esad’dan gelen bir emir bütün hava ve kara birliklerine tebliğ edildi. Bu talimatta Esad ‘Elinizde mühimmat ve silah olarak ne varsa isyancılara karşı kullanın’ diyordu. Tek derdi iktidarını korumaktı. Bu uğurda bütün Suriye’nin yok olmasını göze almıştı.

EN İYİ İHTİMAL İDAMDI

O günlerden itibaren kaçış planları yapmaya başladım. Benim için en iyi ihtimal idam edilmekti. Ancak Esad diktasının yakalaması durumunda en ağır işkence beni bekliyordu. Böyle bir eylemi sağ salim gerçekleştirsem bile ailem büyük tehlike altında olacaktı ve kendimden çok onlar için endişeleniyordum. Ancak her şeye rağmen kararımdan vazgeçmeyip uygun zamanı kolladım. Çünkü bize dinimiz ve ahlak öğretilerimiz böyle bir zulme değil katılmak karşı çıkmayı emrediyordu.

VİCDAN AZABI ÇEKECEKTİM

Esad’ın emri açıktı. Ya katil olup ömür boyu vicdan azabı çekecektim ya da bütün tehlikesine rağmen firar edip bu katliama ortak olmayacaktım. İşte tam bu karmaşa ortamında bir Mig-21 uçağı için keşif amaçlı uçuş izni aldım. El-Hilhile Havalimanı’ndan havalandım ve bütün sistemi kapatarak Ürdün’e yöneldim. O esnada rejim ya da Ürdün tarafından düşürülebilirdim. Ancak böyle bir durumda dahi en büyük korkum Esad güçleri tarafından sağ ele geçirilme ihtimaliydi.

Ürdün’e sağ salim indim. Hem Ürdün hem de Suriye tarafı alarma geçmişti. Ürdünlü yetkililere ‘Yaptığım eylemin amacı halkımın yaşadığı katliamı duyurmaktı. Tüm uluslararası kamuoyuna hedefimin bu olduğunu açıklayın’ dedim. Orada iki ay kaldım ve sorgulandım. Hiç kimse ile görüştürülmedim. Bu esnada ailem de ÖSO bölgelerine geçmişti. Ben de önce İstanbul’a sonra da muhalif bölgelere geçiş talebinde bulundum.

TESLİM OLMAK YERİNE GEREKİRSE İNTİHAR EDERDİM

Yaptığım olağandışı ve tarihî bir eylemdi. O günkü şartlarda ne olacağını da bilmiyordum. Ürdün makamlarının beni teslim etmesinden de endişe duymuyor değildim. Ancak böyle bir ihtimale karşı kesinlikle teslim olmayacak, gerekirse intihar edecektim. Ürdün de Esad rejiminin bütün baskı ve rüşvetine rağmen beni iade etmedi. İstanbul’a geldim ve ardından ÖSO’ya katıldım. Yusuf el-Azm ve 101. Tugayı kurdum, bilfiil savaştım. Hâlen Türk kardeşlerimizle birlikte mücadelemiz sürüyor.”

“TSK’NIN NEFERİ OLMAK ŞEREFTİR”

Türk ordusunda uçak pilotu olmak dâhil her görevi seve seve kabul edeceğini söyleyen Hamadi “Değil bir pilot albay olmak, bu şanlı orduda nefer olmak bile benim için en büyük şereftir” diyor.

KAYNAK: TÜRKİYE GAZETESİ / YILMAZ BİLGEN

BİR CEVAP BIRAK

Please enter your comment!
Please enter your name here